19 Mart 2018 Pazartesi

İnsan İnsan Nedir Şimdi Bildim - Muhyiddin Abdal

İNSAN NEDİR ŞİMDİ BİLDİM

İnsan insan derler idi
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyu söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim

Kendüzünde buldu bulan (Kendi özünde)
Bulmadı taşrada kalan
Mü’minin kalbinde olan
İman nedir şimdi bildim

Takvâ ehlinin sattığı (Takva; günahtan kaçınma, sakınma)
Mü’minlerin ok attığı (Mümin; inançlı, inanan)
Münkirlerin şekk ettiği (Münkir; kabul etmeyen, inkar eden; Allah'ın varlığına inanmayan) (Şekk etmek; bir şeyin varlığı ile yokluğu arasında tereddüt etmek, şüphe)
Güman nedir şimdi bildim (Güman; şüphe, zan, tahmin)

Bir kılı kırk yardıkları
Birin köprü kurdukları
Erenler gösterdikleri
Erkân nedir şimdi bildim (Erkan; yol yordam, yöntem)

Sıfât ile zât olmuşum
Kadr ile berât olmuşum
Hak ile vuslat olmuşum (Vuslat;(sevgiliye) ulaşma, erişme, kavuşma)
Mihman nedir şimdi bildim (Mihman; konuk, misafir)

Muhyeddin eder Hak kadir
Görünür her şeyde hâzir (Hazir; korkak, korkan)
Ayan nedir pinhan nedir (Ayan;apaçık, aşikar) (pinhan; gizli)
Nişan nedir şimdi bildim (nişan; iz)

Muhyiddin Abdal


Taşra dediği kendi özünün haricinde aranan her yeri kastediyor.

7 Ocak 2017 Cumartesi

Neşet Ertaş Yunus Emre'nin Suyundan İçmiş midir?

Biz şimdi Anadolu topraklarındayız. Bu topraklarda en güzel miras sudur. Miras olarak para mal mülk bırakılmaz bu topraklarda, bir kültür, bir deyiş, bir dokunuş bırakılır, doğayı Allah'ı insanı anlama çabasıdır bu miras, Neşet Ertaş Yunus Emre'nin miras bıraktığı sudan içmiştir, o da bir başkasından, ben de kızıma bu olağanüstü kültürün, milletin harikalarını anlatmak isterim bunları miras bırakmak isterim.

Biz yolcuyuz, dünya vatandaşıyız, kader, Allah'ın kanunu demektir, yer çekimine inanırız, börtü böcek nedenini sormaktır amacımız, insanı yüceltmek onu anlamaktır, meramımız sınırsız olsun diye evren sınırsız yaratılmamış mıdır?

Sor kızım, hangi kültürden geldiğini unutma, benim sana mirasım, bu kültürden içeceğin sudur, emanetçiyi unutma kızım, neden nasıl geldiğimizi sorup merak edersen Atatürk gibi bir ağaç için evin yerini değiştirebilirsin.



Neşet Ertaş Yolcu

Bir anadan dünyaya gelen yolcu
Görünce dünyaya gönül verdin mi
Kimi böyü kim böcek kimi kurt
Marak edip heç birini sordun mu
Bunlar neden nedenini sordun mu

İnsan ölür ama uruhu ölmez
Bunca mahlukat var heç biri gülmez
Cehennem azabı zordur çekilmez
Azap çeken hayvanları gördün mü

İnsandan doğanlar insan olurlar
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar
Hepiside bu dünyaya gelirler
Ana haktır sen bu sırra erdin mi

Vade tekmil olup ömrün dolmadan
Emanetçi emaneti almadan
Ömrüyün bağının gülü solmadan
Varıp bir canana ikrar verdin mi
Varıp bir cananın kulu oldun mu

Garip bülbül gibi feryat ederiz
Cehalet elinde küskün kederiz
Cahiller elinde küskün kederiz
Hep yolcuyuz böyle geldik böyle gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu?

Neşet Ertaş, (1938 [1], Çiçekdağı, Kırşehir - 25 Eylül 2012, İzmir), Türk halk ozanı ve halk müziği şarkıcısı. Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi. Yaşar Kemal, Ertaş'ı "bozkırın tezenesi" olarak adlandırmıştır.

25 Eylül 2016 Pazar

Deli Yürek Dizi müzikleri

Deli Yürek, yönetmenliğini Osman Sınav'ın yaptığı Türk aksiyon, dram ve politik televizyon dizisi. 5 Ekim 1998'te Show TV'de başlayan dizi, son sezonu olan 4. sezonda atv'de yayınlandı. 4 sezon yayınlanan ve toplam 113 bölümden oluşan Deli Yürek, 24 Haziran 2002 tarihinde sona erdi.

Deli Yürek müzikleri Aria grubuna aittir. Bora Ebeoğlu, Cengiz Onural, Ceyda Pirali, Cenk Erdogan grubun üyeleridir. Oya Bora ikilisinden tanıdığımız Bora'dır kendileri, Cengiz Onural ise yeni türkü, incesaz gibi gruplarla calısmıs büyük bir üstattır. Dokundukları eserler kisiler caglamıs, bastıkları yerler yesillenmistir bu isimlerin. merak edenler detaylı biyografilerini inceleyebilirler, bu insanlar essiz birer sanatcıdır.

Baskadır Baska

leyla sevmek hoştur amma
mecnun olmak başkadır başka
şarap içmek hoştur amma
ayık olmak başkadır başka.

yare varmak hoştur amma
yaren olmak başkadır baska
ateş olmak hoştur amma
yanık olmak başkadır baska

talip olmak hoştur amma
dengin bulmak başkadır başka
aşık olmak hoştur amma

sadık olmak başkadır başka

sözleri kime ait bilmiyorum bilen varsa söylesin yazalım






Deli Yürek II (Türküler - Dizi müzikleri)

Asıklar Ölmez - Cengiz Onural
Yusufu Kaybettim, Pt. 1 - Zara
Kaval Acısı Ve Yiğidi Gül Ağlatır - Bora Ebeoğlu
Yusufu Kaybettim, Pt. 2 - Cengiz Onural
Deli Yarim - Zeynep in Türküsü - Zara
Yol Üzre - Cengiz Onural
Deli Yürek - Remix 2001 - Bora Ebeoğlu
Yusufum - Aysegül'ün Türküsü - Oya Kücümen
Zurna Acısı ve Davutlar Zeybeği - murat aydemir
Baskadır Baska - Bora Ebeoğlu
Yiğidi Gül Ağlatır - Cengiz Onural
Ağıt ve Yusuf İdim Davut Oldum - Bora Ebeoğlu
Haydarinna - Bora Ebeoğlu
Olmaz Olsun - Taslama - murat Aydemir

Bu dizi için çok özel insanlar bir araya gelerek unutulmaz bir yapıt ortaya cıkarmıslardır. Dizi senaristleri yönetmeni ve oyuncu ekibi ile bir bütündür, bir diziyi sevmemizi sağlayan en önemli kısımlardan biri de müzikleridir, Deli Yürek müzikleri insanın yüreğine ilmek ilmek isler, bu yazıda internette ulasamadığım icin dizi müziklerinin sözleri siirler ve görüsler üzerine bir deneme kaleme almıs olacağım.


SenaristÖmer Lütfi Mete
Raci Şaşmaz
Bahadır Özdener
Güliz Kucur
Onur Ünlü

Deli Yürek müziklerinin sözlerinin bir kısmı Ömer Lütfi mete tarafından kaleme alınmıstır, bu dizi bu kadar yüreklere islediyse Ömer Lütfi mete'nin cok büyük pay sahibi olduğunu düsünüyorum. Yukarıda bahsettiğim aria ekibi ile birlikte calısarak bize insanı öğretmeye calıstıklarını düsünüyorum.

Ömer Lütfi Mete (d. 1950, Rize ö. 18 Kasım 2009, İstanbul) Türk gazeteci,şairyazar ve senarist.

Pek cok yeteneği bulunan usta Ömer Lütfi mete harika siirler yazmıstır. Yiğidi Gül Ağlatır ve Yar siirleri bestelenerek Deli Yürek dizisinin vazgecilmezlerinden biri olmustur.

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür

Nice namert ava çıksa
Tuzak kursa, kurşun atsa
Yiğidi çökertmez kahır

Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür

Düşman yılan olup soksa
Dokuz kavim taşa tutsa
Yiğidi çökertmez kahır

Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür

Ömer Lütfi METE

Kuscunun okuduğu harika bir siir vardı, "ucurumun kenarındayım hızır" diye bilinen siir gülce isimlidir ve yine Ömer Lütfi mete'ye aittir.

Gülce

Ucurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kal’asının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır
Cihan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce’m uzaktan dolanır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz degil
Maraz degil
Gülce bir afet
Peri degil
Huri degil.
Gülce bir beyaz zehir
Gülce en vahim haz
Buram buram zehir
Yâr gözünde infaz
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Güzelliğin zülme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbet-ül arz dan
Deccalden
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor
Ürperiyorum
Saniyeler gözlerinde birer can
Her saniyede bir can veriyorum…

Ömer Lütfi METE

Yar

Yara beni, yara beni
Aşkın oku, yara beni
Bıraksınlar, yara beni
Atsın yardan, yara beni
Yaram yarimdir
Yarim yaramdır
Azığım zehir
Bineğim gamdır
Yaram yarimdir
Yarim yaramdır

Yaraydın gönül yaraydın
Her yer karanlık, yar aydın
Hem ilaçtın hem yaraydın
Sırrımı deşip yaraydın
Yaraydın gönül yaraydın
Azığım zehir
Bineğim gamdır
Yaram yarimdir
Yarim yaramdır

Ömer Lütfi Mete 2002
Deli Yürek dizisinin önemli mottolarından biri "Asıklar Ölmez"dir. Bu asagıda yazdıgım Yunus Emre siirinden alınmıstır, ama bu harika siire, can veren aria ekibidir, dinlediğinizde sizi dinginlestiren icinizdeki iyiliği ortaya cıkaran bir yapısı vardır, su sözlerdeki detaylara ve ermisliğe bakar mısınız? 

Yusuf'u Kaybettim

yusuf'u kaybettim kenan ilinde
yusuf bulunur, kenan bulunmaz
bu akl-u fikr ile leyla bulunmaz
bu ne yaredir ki çare bulunmaz

aşkın pazarında canlar satılır
satarım canımı alan bulunmaz
yunus öldü deyu selan verirler
ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez

Yunus Emre




Yusuf İdim Davut Oldum

Öfkem volkan lavlarım güneş boyu
Deniz dediğin de ne bir ufak kuyu
Şu deli yüreğimi söndürmez suyu
Buzullar tutamaz bu ateşi
Kestim işi koydum başı
Bir oldu bes duyu, hepsi de ateş duyu
Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet
Çıkma önüme koca dağ yıkıl git
Budur benim tufan olup yağdığım vakit
Hangi güç vurabilir bana kilit
Yusuf idim davut oldum
Bulut oldum, barut oldum
Bir oldu bes duyu, hepsi de ateş duyu
Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet

1 Ocak 2016 Cuma

Amerikadan iPhone Satın Almak

Şirketle ilgili işim olduğundan ABD'ye seyahate gideceğim, bu yüzden ABD'den iphone satın almaya karar verince detaylarını sorgulamaya karar verdim. Bilginin aktarımına önem verdiğimden bu yazıyı yazmaya karar verdim.

iPhone 6S Plus 64GB ürününü almak istiyorum.

Nereden Alacağım?

ABD'de telefonlar kontratlı ve kontratsız 2 şekilde satılıyor. Kontratlı olanlar ucuz icinde sim kart ile geliyor. Turkcell veya Vodafone'dan 2 yıl taahhütlü faturalı telefon almak gibi bir şey. Bu yüzden ben kontratsız yani sim free almam gerektiğini öğrendim. T-mobile gibi mağazalarda kontratlı alınabiliyormuş. Bu yüzden ürünü Apple Store'dan almak gerekiyor.

Neye Dikkat Etmem Gerekiyor?

ABD'den alınan telefonlar Türkiye'deki gibi 2 yıl garantili olmuyor, A1687 kodlu ürün aldığımızda Türkiye'de 1 yıl garantisi oluyormuş, diğer kodlu ürünler desteklemiyormuş. Ben de bu kodlu ürünü almaya dikkat edeceğim. Aldıktan sonra ürünü aşağıdaki linkten kontrol etmek gerekiyor.


Ayrıca ürünü şarja takıp ısınma problemi olup olmadığını en azından calıştırıp diğer özelliklerine bakmak gerekiyor.

Kaca Alacağım?

Apple Store'da an itibatiyle 849 $'a satılıyor.

http://www.apple.com/us_smb_78313/shop/buy-iphone/iphone6s/5.5-inch-display-64gb-rose-gold

Ben New York'a gideceğim icin gittiğim eyaletin vergisini bilmem gerekiyor. New York icin %8,48 miş. Eyaletlere göre bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


Yani 72 dolar vergi ödeyeceğim. Toplam ürün maliyeti 921 $ a gelmiş oluyor.

Türkiye'ye döndükten sonra telefonumu pasaportuma kayıt ettirmem gerekiyormuş. Tüm detayları aşağıda bulabilirsiniz. Kısaca özetleyecek olursak 2015 kayıt ücreti 131,5 TL, 2016 icin 142 TL olacağını tahmin ediyorum.



Özet

ABD'den iPhone 6s Plus 64GB aldığımda 1 yıl eksik garanti ile 1058 TL kar etmiş oluyorum. Tabii kuru 2,93 aldığımızı unutmayalım, vergisi daha düşük eyaletlerden alırsanız daha da karlı olacaktır.

A1687
iPhone 6S Plusapple store fiyat849,00kur2,93
vergi %8,4872,00
toplam921,00
TL Tutar2.698,52
Pasaport Kayıt142,00
TOPLAM2.840,521 yıl garanti
Türkiye Fiyatı3.799,002 yıl garanti
Fark958,48


2 Ocak 2014 Perşembe

Takiyüddin ve İstanbul Rasathanesi


Takiyüddin gibi insanlar bir sürecin ürünüdürler, ilham verirler, "tarih neden okuyoruz" sorusunun cevabıdırlar... Sanatçıların heykellerinde, resimlerinde, romanlarında, şiirlerinde yer bulurlar, üniversitelerde projelere onların adı verilir, adım atarlar, domino taşı etkisi yaratırlar... Değişen ve gelişen Türkiye'ye, Takiyüddin'i hatırlayan birileri olduğunu ve onun hayalini sahiplenecek çiftçiler olduğunu hatırlatmak için bu yazı yazıyı yazdım... (hke)

Takiyüddin Kimdir?

Yavuz Unat hocamızdan aldığım bilgiye göre Takiyüddin; Taki al-Dîn olarak yazılır. Taki Allah'tan korkan anlamına gelir. Şemseddin, Dinin Güneşi anlamına geldiği gibi de, "Dinin Allah'tan Korkanı" anlamına mı gelir bilemiyorum!

Takîyüddîn el-Râsıd, uzun adıyla Takîyüddîn Mehmed İbn Marûf el-Hanefî el-Dımışkî 1526 yılında Şam'da dünyaya gelmiştir, Mısır ve Şam'da yetişmiş, döneminin tanınmış hocalarından fıkıh, hadis ve tefsir dersleri aldıktan sonra ders vermek üzere yine Mısır'a atandı. Bundan sonra Takiyüddin iki kez İstanbul'a gitti ve yine Mısır'a döndü. İstanbul'a ilk gidişinde Ali Kuşçu'nun torunu Kutbeddinzade Muhammed Efendi gibi bilge kişilerle dostluk kurdu ve bilgisini artırdı. Müderris olarak geri döndüğü Mısır'dan ikinci kez İstanbul'a geldi. Edirnekapı'daki Medreseye atanmasına karşın kabul etmeyerek tekrar Mısır'a döndü. Mısır'da kadılık yapmakta olan Abdülkerim Efendi, eski gökbilimcilerden kalma risaleleri verdiği Takiyüddin'e gerekli gözlem aletlerini ve aletlerin yapımlarına ilişkin bilgileri de vererek matematik ve gökbilimle ilgilenmesini sağladı. Gökbilim konusundaki deneyimini ve yetkinliğini artıran Takiyüddin 1570 yılında üçüncü kez İstanbul'a geldi.(1)

Takiyüddin'in Rasathanesi - İstanbul'un İlk Gözlemevinin Kuruluşu?

Arsalar alıp binalar yapabilirsiniz, ancak en başta bahsettiğimiz gibi bilim üretmek, sürdürülebilir kurumsal bilgi üretmek bir süreç işidir. Mekanlara ruh katan insanın ta kendisidir. Bir Takiyüddin'ininiz yoksa rasathane falan kuramazsınız... Heyecanlı bireyler, kendilerini ve çevrelerini motive ederler, sınırsız enerji üretirler. Onlara bu enerjiyi veren elbetteki Öğretmenlerdir! Takiyyüddin bir meyvedir, ve tohumu eken Ali Kuşçu gibi alimleri İstanbul'a getiren Bilime Sanata değer veren Fatih Sultan Mehmet'in ta kendisidir. (hke)

Takîyüddîn 1570 yılında, İstanbul’a gelir gelmez bir gözlemevi kurma arzusunu gerçekleştirmek üzere dönemin önemli bilginleriyle temasa geçti ve gözlemevinin inşası için gerekli propagandalara başladı. Vezir Sokullu Mehmet Paşa ve Hoca Saadettin, Takîyüddîn’in gözlemevi kurma isteği ile ilgilendiler ve onu desteklediler. Bunun üzerine Takîyüddîn, kullanılan Uluğ Bey Zîc’inin gününü doldurduğunu, günün ihtiyaçlarına uygun olmadığını ve bu yüzden de yeni gözlemler ışığı altında yeni tablolar oluşturulmasının gerekliliğini açıklayan bir rapor hazırladı. Bu raporla birlikte padişahın huzuruna çıkan Hoca Saadettin ve Sokullu Mehmet Paşa, III. Murat’ı Takîyüddîn’in yönetimi altında bir gözlemevi kurulması konusunda ikna ettiler ve konu Divân’a götürülerek onaylandı. Ayrıca III. Murad’ın astrolojiye olan merakı ve geleceği öğrenme isteği de gözlemevinin kurulusunda önemli bir rol oynadı.

Takîyüddîn, padişahın adıyla anılacak bir zîc hazırlamakla görevlendirildi (1575). Gözlemevinin kuruluş tarihi hakkında uyuşmazlıklar varsa da gözlemevinin inşasına Tophane sırtlarında 1575’de başlandığı ve 1577’de inşasının tamamlanarak gözlemlere başlandığı genel olarak kabul edilmektedir. (7)

Takiyyüdin'in Rasathanesi Tam Olarak Neredeydi?

Resim 1 - 16 Kişiydiler, bir milletin hayal dünyasını tasarlıyorlar, hayal kuruyor hayal ekiyorlardı


Gözlemevinin Yapısı

Gözlemevinin büyüklüğü konusunda tam bir bilgimiz yoktur. Ancak İstanbul Gözlemevi, astronomlar ve idari personel için çalışma odaları ve kalacağı yerler içeren özenle yapılmış bir bina idi. Ayrıca bir de kütüphanesi bulunmaktaydı. Kaynaklara göre binanın yanında “Küçük Gözlemevi” olarak adlandırılan bir bina daha bulunmaktadır. Muhtemelen bu bina, taşınabilen gözlem araçlarının toplandığı bir yerdi. Resim 1’de bu küçük yapı ve içinde çalışanları görülmektedir. Resmin sağ tarafında, içerisinde kitaplar bulunan raflı bir kitaplık yer almaktadır. Bunun önünde, üzerinde çesitli astronomik aletlerin bulunduğu uzun bir masa vardır. Resimde on altı kişi görülmektedir. Sol tarafta bir kişi, üzerinde bir kumpasın bulunduğu bir masa yanında, kağıt üzerine bir şeyler çizmektedir. Diğerleri ise, çeşitli aletlerle astronomik çalışmalar yapmaktadırlar. Resimde görülen astronomik araçlar arasında kuadrant ve usturlap bulunmaktadır. (7)


Takiyüddin'in Rasathanesi, İstanbul'un İlk Gözlemevi Nasıl Yıkıldı?

Gözlemevinin ömrü kısa sürmüş ve Ocak 1580’de yıktırılmıştır. 1577 senesinin Kasım ayında, İstanbul semalarında ünlü 1577 kuyruklu yıldızı gözlemlenmişti. Takîyüddîn kuyruklu yıldız gözlemi vesilesiyle Sultan Murad’a ait kehanetlerde bulunmuş ve bu olayı iyi haberler müjdeleyicisi olarak yorumlayarak İranlılara karşı Türk kuvvetlerinin başarılı olacağını söylemişti. Ancak bu gözlemin ardından İstanbul’da 1578'de bir veba salgını baş göstermiş, gözlemevine karşı olumsuz bir tavır oluşmaya başlamış ve saraydakiler bu fırsattan yararlanarak, bir gözlemevinin kurulduğu her yerde felâketlerin birbirini kovaladığını, Uluğ Bey'in ölümünü de örnek göstererek kanıtlamaya çalışmışlardır. Devrin Seyhülislâmı Ahmed Şemseddin Efendi, Padişah’a bir rapor sunmuş ve bu raporunda gözlem yapmanın uğursuz, feleklerin esrar perdesini küstahça öğrenmeye cüret edenin akıbetinin meçhul olduğunu, ve eğer bir memlekette zîc hazırlanacak olursa o memleket mamur iken harap ve devletin binalarının zelzele ile yıkılacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Kaptan-ı Deryâ Kılıç Ali
Paşa’ya bir Hatt-ı Hümayun gönderilmiş ve Kılıç Ali Paşa gözlemevini yıkmıştır. Muhtemelen Takîyüddîn Hoca Saadettin Efendi sayesinde hayatını kurtarmıştır. (7)

Eğer konunun özüne inemezseniz, sığ siyasi tartışmalara sürüklerseniz, tarihin önemli bir olayını lehinize çeviremez, kutuplaşmanın bir sembolü haline getirirsiniz. Araştırınca gördüm ki Osmanlı'yı eleştirmek isteyenler ve savunanlar olarak kutuplaşmış durumdayız, halbuki vaka çok daha önemli çıktılar bize getiriyor. (hke)

Halil İnalcık hocamızın bahsettiğine göre bir grup yeniçeri tarafından yıkılmıştır, Ancak Yavuz Unat hoca ile twitter üzerinden yaptığım konuşmalarda kaynaklarda Kılıç Ali Paşa'nın top atışlarıyla yıkıldığı da geçiyormuş.

III. Murat, rasathanesini astronomik gayelerden daha çok astrolojik amaçlarla yaptırmışa benziyor. Sultanın gözdeleri bunu onaylıyordu ama rakipleri olan ve aralarında şeyhülislamın da bulunduğu bir grup ulemâ, astronomi ve astrolojiyle ilgilenmeyi büyücülük ve falcılık gibi dinsizlik ve uğursuzluk olarak görüyordu. Şeyhülislâm, sultana veba salgınının Tanrı'nın gizlerine nüfuz etmek için yapılan bu cüretkâr çabaların sonucu olduğu anlamında bir arıza verdi. Rasathane 1580’de bir grup yeniçeri tarafından yerle bir edildi. (5)


Takiyyüddin'in İlham Verdiği Yapıtlar






Takiyüddin'in Eserleri

Takiyüddin'in günümüze ulaşan elyazmaları incelendiğinde, içerdikleri bilgilerin o dönem gökbilimi hakkında sağladığı veriler yanında farklı bir önemi olduğu da görülür.

Takiyüddin el yazmalarında belirli bir biçim kullanmamıştır. Eserlerin hemen hepsi birbirlerinden farklı boyutlardadır. Kitaplarda kullanılan süsler de birbirlerinden farklıdırlar. Ancak yazmalara önemli yerleri, başlıkları, tablo ve şekilleri belirginleştirmek için farklı renklerden yararlanıldığı gözlenir. Başlangıç sayfalarında yazmaların Takiyüddin'e ait olduğunu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlayan açıklamalar, kayıtlar ve imza yer alır. Günümüz araştırmacılarını en çok sevindiren de Takiyüddin'in eserlerinin orijinallerinin bir kısmının bugüne ulaşmış olmasıdır.

O dönemlerde bilim adamlarının yazdıkları eserlerin kopyaları elle çıkarılmaktaydı. Birçok elyazmasının ancak kopyaları günümüze ulaşabilmiştir. Orijinal örneklerin kopyalama sırasında meydana gelebilecek hataları içermediği düşünülürse araştırmacılar için ne denli önemli oldukları anlaşılabilir.

Takiyüddin'e ait el yazmalarının bir bölümü Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nde bulunmaktadır. Enstitü'nün UNESCO'yla (Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Organizasyonu) birlikte yürüttüğü "Memory of the World" projesi çerçevesinde, Takiyüddin'e ait el yazmalarının da içinde bulunduğu 821 Türkçe, 414 Arapça ve 102 Farsça, toplam 1337 eser mikrofilmleri çekilerek CD- Rom üzerinde kataloglanmaktadır. Takiyüddin'in diğer eserleri başka kütüphanelerin raflarındadır. (9)

Türkçe Bilim ve Bilgi Üretmek

Ülkemizde pek çok farklı görüşten insan

Takiyyüddîn Râsıd yaptığı rasatları çeşitli eserlerde toplamıştır. Bunlardan bâzıları şunlardır:

1) Et-Turuk-us-Seniyye: İlk eseri olup, mekânik ve su mühendisliğiyle ilgilidir.

2) El-Âlât-ür-Rasadiyye li Ziyc-i Şehinşâhiyye (Saltanat Yıldız Çizelgelerinin Hazırlanmasında Kullanılan Gözlem Araçları): İstanbul rasathânesinde bulunan âletleri tanıtan bir eserdir. Sultan Üçüncü Murâd Han adına yazılmıştır. Eserde, dokuz rasad âleti târif edilmiştir. Bu âletlerden bir kısmını ilk olarak kendisi yapmış ve kullanmıştır.

3) Cedâvil-ür-Resadiyye: Astronomik gözlemler sonucunda yazılan cetvellerden meydana gelmiştir. Eser tamamlanamamıştır.

4) Sidret-ül-Müntehal Efkar fî Melekût-il-Felek-id-Devvâr: Özel rasatlarını topladığı bir eseridir. Eser, astronomi sâhasında yazılan kitapların en önemlileri arasında yer alır. Takiyyüddîn Râsıd bu eserinde, trigonometriye dâir orijinal çalışmalar ortaya koymuştur. Özellikle kirişler üzerindeki çalışmalarında, kiriş 1° veya 2°nin hesâbını üç yolla yapmayı ve bunu üçüncü derece denklemi kurmakla başarmıştır. Aynı eserin sinüsler üzerine de eğilmiş ve Copernikus (Kopernik)tan farklı olarak, sinüs, cosinüs, sekand ve kosekandın târiflerini vermiş, sin (A-B), sin (A+B), sin A/2’nin formüllerini çıkarmış ve sin 1°’nin hesâbını yapmıştır.

5) Risâletü Rub’-ul-Ceyb: Rubutahtası denilen, zaman tâyini, namaz vakitlerinin, hicrî ayların ve kıblenin tâyini ve hesaplanmalarıyla ilgili âletin târifi ve kullanılışıyla ilgilidir. Manzum olarak hazırlanmıştır.

6) Tercümân-ül-Etıbbâ ve Lisân-ül-Elibbâ: Farmakolojik bir lügat olup, Takiyyüddîn Râsıd’ın tıpla da ilgilendiğinin ve bu alanda çalışmalar yaptığının delîlidir. İlâçlar hakkında bilgi veren bu eser altmış sayfadan meydana gelmiştir.

7) Gunyet-üt-Tullâb minel-Hisâb,

8) El-Müzvelet-iş-Şimâliyye li-Fadli Dâiri ufkî Kostantiniyye: Güneş saatleri, Rubutahtasıyla ilgilidir.

9) Gurûbu Şems Sebebühû ve Teahhuru: Astronomiyle ilgili.

10) Ziyc-i Cedîd-i Sa’deddîn.

11) Düstûr-ut-Tercîh li Kavâid-it-Testiğ.

12) Reyhânet-ür-Rûh fir-Rusm-is-Sa’ati alâ Musteve-üs-Sütûh: Projeksiyon metoduyla ilgilidir. (10)


Takiyüddin'in Kullandığı Astronomi Aletleri



Takiyüddin ile İlgili Aşağıdaki Konuları Ele Almaya Çalıştık

Takiyüddin Hayatı ve Eserleri, Takiyüddin Eserleri, Takiyüddin Çalışmaları, Takiyyüdinin Elyazmaları, Takiyüddin Hayatı, Takiyüddin Yaşadığı Coğrafya, Takiyüddin Hakkında Kısa Bilgi, Takiyüddin Astronomi Bilimine Katkısı, Takiyüddin Mehmet

Kaynaklar:

(1) Tübitak Bilim Teknik Dergisi, Şubat 1997, S 351 - 34 Takiyyüddin ve İstanbul Rasathanesi
(5) Halil  İNALCIK: Osmanlı  İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600) S:187-193 Çeviren: Ruşen SEZER Yapı Kredi Kültür Sanat Yayınları 3.Baskı, İstanbul, 2003
(7) Takîyüddîn el-Râsıd’ın Gözlemleriyle İstanbul Semalarında Zaman, Yavuz Unat
(9) Tübitak Bilim Teknik Dergisi, Şubat 1997, S 351 - 34 Takiyyüddin ve İstanbul Rasathanesi
(10) Yeni Rehber Ansiklopedisi

17 Aralık 2013 Salı

Düşerken Bile - Akgün Akova

Uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk
Harıl harıl onu arıyordu İstanbul, duyuyorduk
Galata Kulesi'ndeydik, başın omzumdaydı
Kule döne döne içimizdeki gökyüzüne akıyordu
Sevgilim,
yüreğimin ipleriyle dudaklarına indim senin

Gözbiliminden tenbilimine dönüşürken aşkımız
Kule'den aşağıya fırlattım beynimi
"Dalgın şair!" dedi Einstein, Niels Bohr'a dönerek
"Baksana, unutmuş beynine kanat takmayı!"
"Yürekle beyin arasındaki en büyük belirsizliktir aşk,"
diyerek söze karıştı Heisenberg.
"Belki de, iki yüreğin aynı dalga boyunda buluştuğu bir salınımdır o!"
dedi Louis de Broglie.
"Aşk, bir kara cisim ışıması değil midir?"
böyle sordu Max Planck da
dayanamayıp,
ışık tozuna bulalı gözleriyle.
"Kendinize geliniz efendiler!" diye söylendi Takiyüddin
"Bilimle açıklanamaz aşk, şiirle açıklanabilir ancak!
O, uzun saçlı bir yıldızdır; yüreğin içinde taranır"

Bence sevgilim,
söylendikçe bizim olan bir şarkıdır aşk.
Dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran.

Galata Kulesi'nden aşağıya fırlattım beynimi, söylemiştim
bana bakan
uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk.
Aşağı tükürsem Dördüncü Murat
Yukarı tükürsem Hezarfen Ahmet Çelebi
Ağzımın içinde dilin, bulutlarımı ıslatan gökırmak.
Sonsuzluğu ikiye bölmektir aşk,
kasığına yazdığım ak yazı.

Sevgilim,
ağzına düşerken yanardağının
kanatlarım ol benim.
Kafeslerinden soyundur kuşlarımı,
Balıklarımı çıplakla tuzdan.
Cenevizli boynumu sev, Venedikli sırtımı
Osmanlı kokan saçlarımı
Anadolu'dan gelen gözlerimi
Pera'lı bakışımı sevgilim, İstanbullu ellerimi.
Bana beni anımsat,
Sensizken yitirdiklerimi.

Kule'den aşağıya fırlattım beynimi, bir yerlerde yazmıştım.
Bak işte,
bir çift martının yanından geçiyor düşerek.
İrice olanı, "Herifin biri kafayı yemiş yine!" diyor yanındakine,
"Sen aşktan ne anlarsın koca gaga!" diye söyleniyor diğeri.

Sevgilim onlara aldırma sen
yalnızlığın kabuğuna çekilip
kendi içime düşerken bile
kanatlarım
kanatlarım
kanatlarım ol benim.

Akgün Akova

16 Aralık 2013 Pazartesi

Fikir: Boğaziçi Köprüsü Yaya Trafiğine Açılsın!




Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri yaya trafiğine kapalı giremiyoruz.

Bu köprüler neden yaya trafiğine, turist trafiğine kapalıdır? Ben anlam veremiyorum, araçla geçerken şu dünyada görebileceğim en güzel resimleri görüyorum, arada bir gidip o dehşet manzaranın 2 dk keyfini çıkarmak istiyorum... Kafam bozuksa gidip yürüyüş yapmak istiyorum...

Nezle soğuk algınlığı hastalığı oranı artabilir diye mi açılmıyor?

Kapalı kalmasının sebebi yanlış hatırlamıyorsam, köprüden gerçekleştirilen intiharlardı... Vikipedia'dan öğrendiğim kadarı ile Boğaziçi Köprüsü 1978'den beri kapalı, Fatih Sultan Mehmet köprüsü ise intiharlar yüzünden kapanmış...


İntihar etmenin bir diğer yolu olarak bilinen köprüden atlama'da, 2001 yılında iki köprüden de intihar girişiminde bulunan kişi sayısı 146'ydı. Ve bunların 24'ü hayatını kaybetti. 2002 yılında ise köprüden atlamak suretiyle intihar girişiminde bulunarak hayatını kaybedenlerin sayısı 38'di.

kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Fatih_Sultan_Mehmet_K%C3%B6pr%C3%BCs%C3%BC

Güzel kardeşim, insanlar intihar ediyorsa buna mühendislerin anında çözüm bulur, bir file gererler adam atladığı anda dolanır kalır, görevliler de sağ salim teslim alırlar, bu kadar basit...

Amerika'yı Yeniden Keşfetmeyelim, dünya bu konuda ne yapıyor merak ediyorum, ancak sanmıyorum ki gelişmiş ülkelerde bu şekilde köprüler kapansın...

Bizde sorunları çözmek onları görmezden gelmek, yasaklamak anlamına geliyor.

Ayrıca yazar Metin Kaçan'da yasak olmasına rağmen köprüden atlayarak intihar etmişti... Burdan da yasaklamanın engel olamayacağını görüyoruz...

kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25412398/



ABD'nin Golden Gate Köprüsü açık, bizi ve turistleri bu zevkten nasıl mahrum bırakırsın... Adamlar belli günler ve saatler arasında rehberli geziler de düzenliyorlar... Ne güzel olurdu, rehberlik hizmeti ile birlikte olsa... Ayrıca ücretli yap kardeşim! Dik güvenliği, gelir de elde etmiş olursun... Bu kadar...

Benim anlamadığım Galata Kulesi veya Kız Kulesinden de intiharlar başlarsa buraları da mı kapatacağız? Bu prensip olarak ortaya konulması gereken bir tavırdır. Yakında belediye seçimleri var, bence başkan adayı çok rahat bir şekilde bu projesini açıklayabilir...