2 Ekim 2013 Çarşamba

ABD'de Öğretmen Maaşları ve Giderleri; Breaking Bad Walter White

Walter White sıradan bir kimya öğretmeni değil, öğretim için tüm materyalleri kullanan, ütopik, kahraman bir öğretmen.


ABD'de Öğretmenlerin Geliri; Breaking Bad dizisi, Karakter Walter White...

"Breaking Bad" dizisinde "Walter White" 50 yaşında bir lise kimya öğretmeni olan karakterdir... 2. sezon 3. bölümde, tam zamanlı olarak çalışırsa yılda 43.700 $ kazanabileceğini söylüyor... Bu da ayda 3.641 $ eder... Dikkatinizi çekmek istiyorum bu adam öğretmen! Ayrıca kendisi fen zümre başkanı, bu da maaşının bu yüzden çok olabileceğini düşündürüyor, ayrıca 50 yaşında olduğu için memuriyet derecesi gibi bir şey varsa bu yüzden de normalden daha çok maaş olabilir, ABD'de bir öğretmenin başlangıç maaşını göstermez... Yine de geçinemediği için işten sonra araba yıkayıcıda çalışıyor... Geçinememesinin sebebi mortgage ödemeleri yada yüksek sağlık harcamaları olabilir. 

ABD'de Üniversite Harcamaları

2. sezon 1. bölümün başlarında şöyle bir hesap yapıyor... 2 çocuğa sahip ve onların iyi bir üniversitede okumasını istiyor ancak bildiğiniz gibi iyi bir üniversitede okumanız için ya özel bir yeteğiniz ve buna paralel alacağınız burslar olmalı yada paranız... 

Yılda çocuk başına 45.000 $ versem diye hesaplıyor ve 4 yıl okula devam ettiklerini varsayıyor... Toplamda 2 çocuk için 360.000 $ üniversite harcaması yapması gerekiyor... 

ABD'de Bir Öğretmenin Aylık Gideri

Yine 2. sezon 1. bölümde giderlerini de hesaplıyor... Gider elbetteki yaşadığınız yere göre değişir, Walter White ve ailesi New Mexico ABQ'da yaşıyor... Burası ABD'nin diğer bölgelerine göre yaşamın daha ucuz olduğu, sakin, az nüfuslu bir bölge... Geçim gideri, yemek, kıyafet ve diğer gereksinimler olarak kalemlere ayırıyor ve tüm bu kalemler için ayda 2.000 $ harcayacağını toplamda yılda 24.000 $ gider olarak hesaplıyor...

ABD'de Bir Öğretmenin Eve Sahip Olması; Mortgage

Aynı bölümde giderlerini hesaplarken ev borçlarına da dikkat çekiyor. Kalan toplam Mortgage ödemesi 107.000 $, konut kredisi 30.000 $, toplamda 137.000 $... 


Tüm bu konuşmaların başında enflasyon düzeltmelerini de hesaba kattığını belirterek hesaba başlıyor... Bu arada bahsi geçen 2. sezon 8 mart 2009 yılında çekilmiş durumda...

Bilginize...


29 Temmuz 2013 Pazartesi

Yeni Başlayanlar için İslam'ın Eşcinselliğe Bakışı Sıkça Sorulan Sorular


Eşcinsellik haram mı? diye bir soru olamaz. Bu haldir, hak ve gerçektir...

Eşcinsellik değil, Livata haramdır... Yani anal sex, arkadan ilişki demektir. Kadın-kadın, erkek-erkek, kadın-erkek kim arasında olursa olsun günahtır. Yasaklanmıstır! Erkek-erkeğe ne kadar günahsa kadın-erkeğe de o kadar günahtır.

Eşcinseller bu hal yüzünden dinden çıkmazlar, tövbeleri seninkinden çok kabul bile olabilir...

Eşcinsel olmak günah değildir, livata haramdır, günahtır... Günahlar çeşitlidir; İçki içmek, yalan söylemek, zina etmek, domuz yemek, gıybet etmek, kul hakkına girmek haramdır, günahtır... Diğer günahların tövbesinin kabulü ne kadar mümkünse livatanın da tövbesi o kadar mümkün hatta +1'dir...

Eşcinsel cehennemliktir diyemezsiniz!

Sizin cehenneme gitme ihtimaliniz ne kadar ise onun ki de o kadardır... Herkes çok bilinmeyenli bir denklemin parçasıdır, kimin nereye gideceğini yalnızca Allah bilir, sen onun neler yaşadığını biliyor musun?

Eşcinsellik hastalık ya da psikolojik rahatsızlık değildir! Sonradan olmaz doğustan gelen bir haldir...

Toplumda tercih edilmesi her açıdan zor olan bir durumu sonradan tercih edemezsiniz, bedeniniz herşeyi ile tercih ettiği için oraya yönelirsiniz...

Eşcinselleri Öldürmek Nefret Suçu Kapsamına Alınmalıdır! Eşcinselleri öldürenlere, küçük kızlara tecavüz edenlere cezai indirim uygulanmaktadır!


Eşcinseli dışlayamazsınız!

Dışlayıp işe almazsanız, bulunduğunuz mekana almazsanız, zalime itersiniz, sonra hayat kadınlığı işi yapmaya başlayınca bir de suçlayamazsınız, vebali sizin boynunadır... Kul hakkını unutmamalısınız!

Eşcinsellere Müslüman nasıl davranmalıdır?

Dünya hayatı senin için bizden çok daha zor deyip yanında olduğunuzu söyleyiniz, bol bol dua ediniz, livatanın haram olduğunu bilmesini sağlayınız, içkiyi bırakamayan alkolikten farkı yoktur, haram olduğunu bile bile içer ancak bırakamıyordur... Livata da böyledir...

Eşcinsel evlilik!

Eşcinseller evlenebilmelidir, alkol içilen yerleri nasıl yasaklayamazsanız, genel evleri nasıl yasaklayamazsanız, eşcinsel evliliklerini de yasaklayamazsınız! Dört duvar arası seni ilgilendirmez!

İnsanın günahı tercih etme hakkı vardır!

Bir insanı sırf alkol içiyor diye diğer tüm hak ve özgürlüklerinden alıkoyamadığınız gibi eşcinselleri de livata günahını işliyor diye temel haklarından mahrum edemezsiniz!

Çocuklarımız eşcinsellere özenirse ne yaparız?

Bu iş özenmeyle bir ömür sürdürülemez! Kısa vadeli bir özenti oldu ise Kusura bakmayın bu sizin eşşekliğinizdir!

Kuran'da Lut kavmi livata yüzünden helak oldu sen ne diyorsun? Diyenler olabilir

Kuran'da helak olan sadece livata günahını işleyenler değildir, günahı sistemli hale getiren bütün kavimler ve özellikle Allah'ı ve gönderdiği peygamberi reddedenler helak olmuştur, helak olayı en çok zalimlere uygulanmıştır... Sen sırf işine geliyor diye bunu kullanamazsın!


Kaynaklar

1 - Konu Fihristi L harfi, Lut içeren ayetler


2 - Helak Edilen kavimler neden Helak edildi?

http://karatasali.blogcu.com/helak-edilen-kavimler-ve-helak-sebepleri/4175401

28 Temmuz 2013 Pazar

Ey Benim Gibi Düşünmeyen İnsan



Ey benim gibi düşünmeyen insan
İyi ki varsın!
Sen benim fikrimi zikrimi yegane sorgulayan
Aynamsın!

Elimden düşüremem at gözlüklerimi
Kendimi tanımamı sağlayan faydamsın
Ancak bir muhalif der; at gözlüklerini
Sen benim her aksiyonumda
Yeniden açtığım temiz sayfamsın

Kasabamdan çıktım indim Şehr-i İstanbul'a
Baktım…
Oruç tutmayanlar, Allah'a inanmayanlar var
Atatürk'ü değil, apoyu lider edinenler var
Kadını değil, erkeği seven erkekler var
Sarıklısı var, mini eteklisi var
Baba; herkes bizim gibi sandım
Öyle olmadığını gördüm…

Senin gibi düşünmeyenler ne kadar hatalıydı
Senin gibi düşünmeyenler hain yada satılmıştı
Fakat gördüm tercih var, hak var
Gördüm ki benim gibi düşünmeyenler yaşamayanlar var
Dost oldum, dinleyen oldum, anlatan oldum
Gelişimin değişimde yenilikte olduğuna vardım
Değişmek dönmektir, dönekliktir güzel ülkemde
Döndüm.

Şimdi farklı düşünüyoruz seninle baba
Benim gibi düşünmüyorsun ve çok güzelsin
Bildim.




Halil Kürşat Eröz (HKE) 28.7.2013



Yoksa Cehennem Yaratılmazdı!

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Osmanlı'da Kapı Tokmakları Zamanın Kapı Önü Bekçileri

Tokmakların dili vardır, yüzük olmayan el bekar evini söyler.


Kapı tokmakları yabancısı olduğumuz şeyler değillerdir. Şimdilerde çelik kaplama apartman kapıların üstünde bulunan tokmaklardan bahsetmiyoruz. Müzelerde, saraylarda, tarihi konaklarda, ibadethanelerde hatta biraz daha genel düşünürsek Anadolu'da bulunan köy evlerinde görülen kapı tokmakları işlevlerinden daha çok anlamlarıyla dikkat çeker. Tokmak adını verdiğimiz alet, temelde ses duyurmak için kullanılır. Tek parçadan oluşan tokmak, köçek adı verilen bağlantı halkası ile kapıya takılır. Tokmağın altında ayna dediğimiz süsler bulunmaktadır. Bazen de tokmak olduğu gibi takılır. Tokmak kolu vurduğunda ses çıkarılması için alt ucunda yine kanat tahtasına çakılmış bir kabaraya vurulur. Bu tokmaklar kapılara, gerdanına gösterişli bir kolye takan kadın havası verir. İşlevsel olarak gerekli (zilin icadından öncesini düşünürsek), görsel olarak zarif olan tokmaklar, daha içeri girmeden, içeride bizi nelerin beklediğini yansıtır.

Yaşam Tarzı, Estetik ve Statü Göstergesi Kapı Tokmağı


Yaşam ve Tokmaklar

Tokmaklar, bir milletin, bir topluluğun veya ailenin; sanat görüşüne, yaşadığı tarihi olaylara, zamana ve mekana göre şekil alırlar. Kapı tokmaklarını Türk kültürü açısından değerlendirirsek bunun en önemli örneğini, İslamiyet öncesi ve sonrası dönemden verebiliriz. İslamiyet öncesinde, eski Türklerde kapı tokmakları hayvan motifleri ile ünlüydü. Çünkü Türkler, kuvvetli bir hayvana ait biçimlendirilmiş nesneyi üzerlerinde veya yakınlarından bulundurmakta o kuvvetin kendilerine geçmesini ümit ediyorlardı. O yüzden dönemin ustalarının en popüler şekli, güçlü hayvan motifleriydi. Bahsi geçen dönemde en çok aslan ve yılan motifleri tercih ediliyordu. Bu inançlar o kadar uzun sürmüştür ki, Selçuklu hayvan kompozisyonlarının Orta Asya inançlarına bağlı sembolik anlamlar taşıdıkları anlaşılır. Aslan, sfenks, kartal, grifon gibi hayvanlar kullandıkları yere göre bazen hükümdarlık, bazen de ölüm sonrası yaşam ve cennet sembolü olarak yer alıyordu. Bu figürler zaman içinde değişime uğramışlar, İslamiyet'in kabulünden sonra hayvan ve insan tasvirleri azalmaya başlamış; bir süre sonra da yok olarak yerlerini sade şekillere, halkalara, oval ve yuvarlak formalara, çiçek ve el motiflerine bırakmışlardır. Osmanlı döneminde ise tokmaklar, mahremiyeti koruyan en önemli araçlardan biriydi.

Tokmakların Anlattıkları Şeyler Var

Osmanlı döneminde kapı tokmakları verdiği mesajlarla ön plana çıkar. Bu dönemde tokmaklar şekillerine hatta çıkardıkları seslere göre farklı anlamlar taşırdı. Kimi, kapıların üzerinde ana tokmakların altında ikinci bir tokmak vardır. Kapıdan büyük tokmağın sesi geliyorsa, gelen misafir erkek, küçük tokmağın sesi geliyorsa gelen misafir kadındır. Zor durumda kalan birinin kapı halkasını tutması kapıya sığınmak anlamındadır. Bektaşilerde ise kapı üç kere çalınırdı. Birincisi Allah, ikincisi Hz. Muhammed, üçüncüsü Hz. Ali'yi ifade etmekteydi. İki kanattaki halkalar birbirine kurdele ile bağlanmışsa evde kimse yok demekti. Osmanlı döneminde en yaygın kapı tokmakları, el şeklinde olan tokmaklardı. El formundaki tokmaklarda kimi elde yüzüğün hiç olmaması, kimi elde orta parmakta ve yüzük parmağında yüzüğün olması ev sahibinin bekar, evli yada dul oluşunu simgeler. Kapı tokmakları ailenin sosyal statüsünü de anlatabilirdi. Mesela zenginin kapı tokmağı kalın, ağır süslüdür ve pirinçten yapılır. Fakirin ise ince, basit, demir ve halkadandır.



Günümüzde Kalan Narin Eserler

Günümüze kadar ulaşan kapı tokmaklarını birçok tarihi yapıda, konak ve sıradan evlerde görme imkanı bulunuyor. Özellikle İzmir ve çevresindeki köylerde hala kullanılan halka kapı tokmakları, İstanbul'da bulunan Ayasofya, Rumeli Hisarı, Çinili Camii, Fatih Kütüphanesi'nde yer alan heybetli kapıların şaşalı tokmaklarını görmemiz mümkündür. Ayrıca Rum, Ermeni, Musevi konaklarında ve apartman kapılarında bu örneklerle daha çok karşılaşırız. Fakat Hristiyan toplulukların kapılarında daha çok sivri burunlu dolgun dudaklı insan portreleri görürüz. Anadolu'da ise bu gelenek kuvvetli bir şekilde yaşatılıyor. Özellikle, Konya'da Mevlana Mescidi, Hürrem Paşa Konağı'nda yer alan burma halkalı tokmaklar, Safranbolu evlerinin çiçek motifli tokmakları ve Diyarbakır köy evlerinde bulunan akrep kuyruğu şeklindeki tokmaklar günümüzün konuyla ilgili en güzel örnekleri arasında yer alıyor.

Alıntıdır; Yazı: Merve Korkmaz - Paylaşım Dergisi Sayı 26 Sayfa 46

10 Mayıs 2013 Cuma

Mastermind Ustalık Alanları



 
Mastermind Türkiye, Ustalık Alanına Göre Sorular Soruyor.

Mastermind yarışması para ödülü olmayan, kendine has tarzı olan, sadece bilgiyi ölçen bir yarışma programı... Kendi soru kategorinizi kendiniz seçebildiğiniz olabildiğince sadelikle bilgi ölçen BBC'nin meşhur yarışma programından uyarlanan Altan Erkekli'nin sunduğu NTV'de yayımlanan yarışma programıdır.

Yarışmaya başvuru yapmak için Mastermind Türkiye Katılım Formunu doldurmanız gerekiyor.

Ben Hangi Alanda Ustayım?


Bu yarışmanın en sevdiğim yanı katılım formu... Bu formu doldurmaya kalktığınızda hayatta belki de ilk kez kendinize; "Ben Neyi İyi Biliyorum?" "Ben Hangi Konuda Ustayım?" sorularını soracaksınız. Hiç birşeyde usta olmadığınızı anlamanız an meselesidir. Yada kendinize ne konuda güvendiğinizi anlayacaksınız. Kendini tanımanın güzel bir yolu olduğunu düşünüyorum.

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır

Yunus Emre'nin dörtlüğünü hatırlamadan geçemeyeceğim... Aynı zamanda Kim 1 milyon ister yarışması başvuru formu da kendinizi tanımanıza yardımcı olur, paranız olduğunda ne yapacağınızı düşünmeniz ve paranız olduğunda ne yapacağınız ile ilgili fikriniz olması da kendinizi bilmenizi sağlayacaktır.

Mastermind İngiltere Yarışmasında 29 Ocak 2010 tarihindeki programda Kajen Thuraaisingham isimli (Sri Lanka asıllı vatandaş-benim tahminim) ustalık alanı olarak Mustafa Kemal Atatürk'ü belirtmiştir.
http://www.bbc.co.uk/programmes/b00qhl2q
Yarışmacı sorulan soruları bilemeyerek gelmiş geçmiş en kötü mastermind skorunu elde etmiştir. 
Benim asıl merak ettiğim sorulan sorular nelerdir? Programda sunucu Kajen'e 14 adet Atatürk ile ilgili soru sormuş ancak bu sorulara ulaşamadım, acaba bu konu hakkında bilgisi olan var mı, ben programda sorulan soruları öğrenmek için BBC'ye mail gönderdim ancak bir dönüş olmadı...
İlgili Haberler
http://www.liveleak.com/view?i=a49_1265138746
http://www.dailymail.co.uk/tvshowbiz/article-1247868/Who-got-lowest-Mastermind-score-Er--Embarrassment-software-analyst-posted-just-points.html

Mastermind Türkiye Yarışma Programı Ustalık Alanları


Bazı yarışmacılar birden fazla yarıştığı için yada farklı yarışmacılar aynı ustalık alanını seçtiği için ustalık alanları kendini tekrarlamış olabilir.

Mastermind 1. Bölüm Ustalık Alanları

Orhan Pamuk
70'li yıllar Türk Pop Müziği
Dünya Kupası Tarihi
Turist Ömer Serisi

Mastermind 2. Bölüm Ustalık Alanları

Amerikan Bağımsız Sinemacılarından Jim Jarmush
NBA
20. Yüzyıl Avrupa Siyasi Tarihi
Anadolu'nun Doğal ve Tarihi Güzellikleri

Mastermind 3. Bölüm Ustalık Alanları

Tarantino Filmleri
Astroloji
Eskişehir
Cumhuriyet Dönemi Romanları ve Romancıları

Mastermind 4. Bölüm Ustalık Alanları

Tenis
Heavy Metal Tarihi
Avrupa Coğrafyası
Son 10 Yılın Eurovision Şarkı Yarışmaları

Mastermind 5. Bölüm Ustalık Alanları

Anadolu Uygarlıkları
Türkiye Süper Lig Tarihi
Kemal Sunal
80'li Yıllar Pop-Rock Müzik

Mastermind 6. Bölüm Ustalık Alanları

Avrupa Futbolu
Cnbce Dizileri
Türkiye Coğrafyası
Yunan Mitolojisi

Mastermind 7. Bölüm Ustalık Alanları

Türkan Şoray
Manchester United
Türk Tiyatrosu
2. Dünya Savaşı Tarihi

Mastermind 8. Bölüm Ustalık Alanları

Ralli ve Formula 1
70'ler 80'ler Yeşilçam Sineması
Michael Jackson
Galatasaray

Mastermind 9. Bölüm Ustalık Alanları

Osmanlı Kuruluş, Yükseliş, Duraklama Dönemleri
Ülkeler ve Başkentleri
Klasik Polisiye Edebiyatı
Çanakkale

Mastermind 10. Bölüm Ustalık Alanları

Ankara
Fenerbahçe
Elif Şafak
Yüzüklerin Efendisi

Mastermind 11. Bölüm Ustalık Alanları

Türk Yönetmenler
The Beatles
Beşiktaş
Roma

Mastermind 12. Bölüm Ustalık Alanları

İstanbul'un Boğaz Semtleri
Astronomi
İngiliz Edebiyatı
90'lar Türkçe Pop Müzik

Mastermind 13. Bölüm Ustalık Alanları

Cem Karaca
Osmanlı Padişahları
TenTen
Bilim Kurgu Filmleri

Mastermind 14. Bölüm Ustalık Alanları

Oskar alan Filmler
Türk Halk Müziği
1945 Sonrası Türkiye Siyasi Tarihi
Harry Potter

Mastermind 15. Bölüm Ustalık Alanları

60'lı ve 70'li Yıllar Rock Müzik
Türkiye'nin Gölleri
Agatha Christie Kitapları
2000'ler sonrası Türk Sineması

Mastermind 16. Bölüm Ustalık Alanları

Karikatür ve Mizah
Sovyetler Birliği Tarihi
Türkiye'de Arabesk Müzik
Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Mastermind 17. Bölüm Ustalık Alanları

Anadolu Uygarlıkları
80 sonrası Türk Edebiyatı
Jim Carrey Filmleri
Astroloji

Mastermind 18. Bölüm Ustalık Alanları

Osmanlı Kuruluş ve Yükseliş Dönemi
İstanbul'un Boğaz Semtleri
Kenan Doğulu
Fenerbahçe

Mastermind 19. Bölüm Ustalık Alanları

Nuri Bilge Ceylan
19. Yüzyıl Rus Edebiyatı
2. Dünya Savaşı
The Beatles

Mastermind 20. Bölüm Ustalık Alanları



Mastermind 21. Bölüm Ustalık Alanları

Harry Potter
Türk Sineması
Yunan Mitolojisi
Avrupa Şehirleri

Mastermind 22. Bölüm Sezon Finali Ustalık Alanları

Astroloji
Fenerbahçe
Yunan Mitolojisi
Avrupa Birliği Tarihi



9 Mayıs 2013 Perşembe

Hoşgörü Üniversitesi Güzel Hareketler Bölümü



Farklı İnançlara Saygı Duruşu

Kuzguncuk, farklı inançlara mensup insanların hoşgörü içinde bir arada yaşadığı bir yer. Mahallede pek çok cami, kilise ve sinagog yan yana. Bunlardan en göze çarpan, Kuzguncuk iskelesi karşısındaki Surp Kirkor Lusaroviç Kilisesi 1835'te, bahçesindeki Yeni Cami 1852'de ve İcadiye Caddesi'ndeki Beth Yaakov Sinagogu 1878'de yapılmış. 1950'li yıllara kadar Müslüman halk azınlıkta olduğundan mahallede cami yokmuş. Müslüman cemaat çoğalınca bir camiye ihtiyaç duyulmuş ve bütçesi yeterli olmayan Müslüman cemaatin yardımına mahallenin Ermeni cemaati yetişmiş. Ermeni kilisesi, bahçesinin bir bölümünü cami yapımı için bağışlamış ve inşaatı için yüklü bir miktar para yardımı yapmış. Kilisenin yapımına da devrin padişahı Abdülaziz yardımda bulunmuş.

Kaynak: "Kuzguncuk", Skylife Dergisi, Şubat 2008; "Huzur ve hoşgörünün buluşma noktası: Kuzguncuk", Murat Girgin, 11 Mayıs 2011, wordtravel.com

5 Mayıs 2013 Pazar

İlk Çevreci Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi

Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi %100 Gerçek


Yıllar önce Manisa'ya giden herkes tek bir kişiyi merak ederdi: Manisa Tarzanı. Asıl adı Ahmet Bedevi olan Manisa Tarzanı ağaç ve doğa sevgisinin önderi ve ülkemizin bilinen ilk çevrecisidir... Manisa'nın Spil dağında küçücük bir kulübede yataksız, yorgansız, eşyasız kendi başına yaşayan Ahmet Bedevi, yaz-kış giydiği siyah şortu ve uzun siyah sakalıyla, ünlü Tarzan kahramanıyla özdeş gibiydi.

Ahmet Bedevi Kimdir?

1899 yılında Bağdat'ta bir şeyhin oğlu olarak dünyaya gelen Ahmet Bedevi, gençliğinde hem annesini hem de babasını kaybedince Türkiye'ye geldi. Kurtuluş Savaşı sırasında Kahramanmaraş ve Gaziantep'te işgalci kuvvetlere karşı savaştı. Savaşta gösterdiği başarılardan dolayı İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Manisa'ya yerleşiyor ve Manisa'yı yeşillendiriyor.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 1923 yılında Manisa'ya gelen ve yerleşen Ahmet Bedevi kendini kısa sürede herkese sevdirdi. Giyimi, kuşamı ve yaşam şekli nedeniyle Manisalılar tarafından Manisa Tarzanı olarak çağırıldı. Uzun yıllar belediye temizlik ve bahçe işlerinde çalışan Bedevi, bıkmadan, usanmadan Manisa'nın caddelerine ve parklarına fidanlar dikti ve onları özenle büyüttü. Bugün Manisa'yı yeşillendiren bütün ulu ağaçların dikilmesine o öncülük etti. Geldiğinde kupkuru bir şehir olan Manisa, onun sayesinde yemyeşil oldu. Bu nedenle Manisalılar onu çok sevdi.

Manisa Tarzanı, ağacın yeşilinde bulduğu mutluluğu insanlarla paylaştı, doğayla iç içe yaşamanın güzelliğini onlara öğretti ve yıllar önce Manisa'da çevre bilinci oluşturdu. Maaşını yoksul çocuklara hediye olarak dağıtan Manisa Tarzanı 31 Mayıs 1963'de ardında yemyeşil bir Manisa bırakarak vefat etti. Görkemli bir cenaze töreniyle Manisa'da toprağa verildi.

Manisa'da anıtları dikilen Manisa Tarzanı bugün de hala sevgi ve saygıyla anılmaktadır.

Şekerbank Çocuk Dergisi'nden alınmıştır. (Sayfa10)


Ben Manisa'da Ahmet Bedevi'yim!


Bazı insanlar vardır... Oyun kurucudurlar... Gelirler, geldikleri kurumu, aileyi, şehri, ülkeyi, dünyayı değiştirirler... Bıçak gibi keskindir davranışları... Takıntılıdır... Delilik ile kahramanlık arasında ince bir çizgi vardır... Uzun süre deli derler, ancak O oyun kurucudur, kahramandır, davranışlarının keskinliği asla değişmez, sonunda kabullenirler, kahraman ilan ederler, arkasından yürürler, onunla ilgili hikayeler anlatıp onun gibi olmaya çalışırlar...

Kahramanların Engelleri Yoktur!

Ahmet Bedevi... Deli söylentilerinden kalmış bir lakap; Manisa Tarzanı... Ağacı, doğayı sevdi... Doğa ile evlendi, koyun koyuna uyudu... Aşk dedikleri... Geldi değiştirdi Manisa'yı... İmkansızlıklar engelleyemedi, yokluk önünde duramadı, yöneticiler bürokrasi değiştiremedi... Çok özel bir eğitim almadı Ahmet Bedevi sadece Anadolu insanıydı... Sadece doğayı sevdi, sevdiğini her yere ekti...

Ahmet Bedevi Zor Soru olacak Kadar Bilinmiyor!

Tarzan bir hikayenin karakteriydi... Ahmet Bedevi %100 gerçekti... Manisa ne kadar yeşilse o kadar gerçekti... Tarzan hakkında onlarca film, animasyon, kitap, çizgiroman, hikaye yazıldı, çizildi, gösterildi... Ahmet Bedevi ise kim 1 milyon ister yarışmasında sorulan zor bir soru olarak kaldı...



Ahmet Bedevi'yi doğayla ilgili her yere götürmek...


Birgün bir evladım olursa ve ona doğa sevgisini aşılamak istiyorsam, Ahmet Bedevi'yi anlatırdım, gidip bir ağaç dikerdim onunla ve adını Ahmet Bedevi koyardım... TSK'nın Mehmetçikleri var ise TEMA Vakfının da Ahmetçikleri olmalıdır... Ahmet Bedevi kadar ağacı doğayı sevemeyebiliriz, ama Ahmet Bedevi'yi herkese aşkla anlatabiliriz, ders kitaplarımıza koyabiliriz...

Manisaspor taraftar grubunun adı "Tarzanlar"dır. 1934 yapımı Johnny Weissmuller' in oynadığı Tarzan filmini izleyen halk hacı, hacı topçu lakaplarını taktıkları Ahmet Bedevi'ye Tarzan demeye başlarlar.

Kahramanların Kayıpları Kazanca Dönüşür

Ahmet Bedevi'nin Kurtuluş Savaşı sırasında kaybettiği nişanlısı Meral'i vardır. Kahramanlar birşeyler kaybederler, kaybettikleri yerde bin can yeşerir. Ahmet Bedevi ağaçlara Meral'im, fidanlara çocuklarım demekten geri kalmamıştır. Meral'den başkasına bakmadı mı yoksa Meral'i doğada mı buldu bilmiyoruz...

Talat Bulut'un başrolünde oynadığı Ahmet Bedevi'nin hikayesinin anlatıldığı Manisa Tarzanı filmi ilk çevreci film olma özelliğini de taşır. Aşağıda filmden bir kesitte bulabilirsiniz.